İzmir Deprem Riski Az Bölgeler ve Zemin Haritası: İlçe İlçe Analiz

İzmir deprem riski az bölgeler, kaya zeminli ilçeler ve aktif fay hatları haritası analizi

Ev satın alırken veya mevcut konutunuzun durumunu değerlendirirken İzmir deprem riski, yalnızca ilçe sınırlarına bakılarak değil, binanın üzerine oturduğu zemin yapısı ve yapının taşıyıcı sistem kalitesi incelenerek anlaşılır. Şehir genelinde tek başına güvenli ilçe kavramı bulunmadığından, konut tercihinde güvenli zemin ile güvenli binanın bir arada bulunması esastır.

Bir mülkün yalnızca konumu deprem güvenliği için yeterli değildir. Aktif fay hatlarının özellikleri, resmi zemin sınıfları, sıvılaşma potansiyeli ve binanın inşa edildiği dönemin yönetmelik şartları birlikte değerlendirildiğinde konutunuzun gerçek risk durumu ortaya çıkar.

İzmir deprem riski ve zemin sınıflaması nedir ve hangi raporlara dayanır

İzmir deprem riski ve zemin sınıflaması, bir konutun bulunduğu zeminin sarsıntı karşısındaki davranışını belirleyen ve resmi deprem yönetmelikleri ile bilimsel master plan çalışmalarına dayanan teknik derecelendirmedir. Konut ararken sadece semt adına odaklanmak yerine, bir evi güvenli yapan unsurun sadece konumu değil, üzerine inşa edildiği zemin ve binanın kalitesi olduğunu bilerek hareket etmeniz gerekir. Deprem güvenliğinde “güvenli ilçe” yoktur, “güvenli zemin + güvenli bina” vardır; bu kapsamda zemin etüdü ve statik proje önemlidir.

Şehrin sismik tehlike haritasını incelediğinizde temel dayanaklardan biri olan İzmir Deprem Senaryosu ve Deprem Master Planı (RADIUS), şehrin güncel ve aktif jeolojik yapısını (“Neotektoniği”ni), zemin sınıflarını ve deprem risklerini inceleyen kapsamlı bir rapordur. Bu çalışma, yaptığı sondajlar, sismik ölçümler ve jeolojik analizler sonucunda şehrin zemin haritasını çıkarmıştır. Rapor, “zemin büyütmesi” ve “sıvılaşma” konularına 5. Bölüm’de (“Geotektonik Değerlendirme”) yer vererek yerel zemin koşullarının yapı güvenliğine etkisini ortaya koymuştur (İzmir Deprem Master Planı).

Satın alacağınız veya oturduğunuz binanın projesini kontrol ettiğinizde, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği hükümlerinin zeminleri deprem davranışlarına göre 6 sınıfa ayırdığını ve binanın statik projesinin tamamen bu zemin sınıfına göre hazırlandığını görürsünüz (TBDY-2018, Resmî Gazete, 18.03.2018). Önceki dönem çalışmalarında yer alan İzmir Deprem Master Planı ise 1997 yönetmeliğine göre Z1, Z2, Z3 ve Z4 şeklinde benzer bir zemin sınıflandırması kullanmıştır.

Resmi zemin sınıfları nelerdir

Resmi zemin sınıfları, en sağlam ana kayadan özel mühendislik gerektiren dolgu alanlarına kadar uzanan ZA, ZB, ZC, ZD, ZE ve ZF gruplarıdır. Bir binanın zemin etüdü raporunu incelediğinizde karşılaşacağınız bu sınıflar ve İzmir deprem riski açısından özellikleri şunlardır:

  • ZA ve ZB (En Güvenli) sınıfı zeminler: Çok sert ana kaya ve kaya zeminler olup deprem dalgasını sönümlerler ve üzerindeki yapıyı sarsıntı etkisine karşı korurlar.
  • ZC (Orta Güvenli) sınıfı zeminler: Sıkı kum, sert kil veya ayrışmış kaya zeminlerdir ve konut tercihinde güvenli kabul edilen gruplar arasında yer alırlar.
  • ZD (Riskli) sınıfı zeminler: Deprem etkisini bir miktar büyüten orta sıkı kum ve kil zeminlerdir.
  • ZE (Yüksek Riskli) sınıfı zeminler: Zemin büyütmesinin ve sıvılaşma riskinin en yüksek olduğu gevşek kum, yumuşak kil ve alüvyon zeminlerdir.
  • ZF (Özel Riskli) sınıfı zeminler: Sıvılaşma potansiyeli taşıyan, bataklık ve dolgu gibi özel mühendislik gerektiren zeminlerdir.

Zemin büyütmesi ve sıvılaşma nedir

Zemin büyütmesi ve sıvılaşma, depremlerdeki yıkım sebebini oluşturan, deprem dalgalarını büyüten “zayıf zemin” (Alüvyon) etkisi ve suya doygun zeminin taşıma gücünü kaybetmesi potansiyelidir. İzmir deprem riski değerlendirilirken sert (kaya) zeminlerin sarsıntıyı sönümleyerek binayı koruduğu, yumuşak zeminlerde (alüvyon, dolgu) ise deprem dalgalarının büyüdüğü ve sarsıntının şiddetini katladığı dikkate alınmalıdır. Deprem dalgaları ana kayadan (sert zemin) geçerek yüzeydeki yumuşak zeminlere (alüvyon, dolgu) ulaştığında yavaşlar ancak genlikleri (sarsıntı şiddeti) büyür.

Ev aradığınız bölgede zemin tabakalarının cins, kalınlık ve yeraltı su seviyesi gibi özelliklerinin kısa mesafeler içinde çok değişebilmesi, farklı bölgelerde inşa edilmiş aynı tip yapılarda farklı deprem hasarlarına sebep olabilmektedir (İzmir Deprem Master Planı, 5. Bölüm). Sıvılaşma ise deprem anında suya doygun kumlu zeminlerin (alüvyon) taşıma gücünü kaybetmesi ve bir sıvı gibi davranarak binanın sağlam olsa bile yan yatmasına veya zemine gömülmesine neden olmasıdır.

İzmir Deprem Riski Az Bölgeler Kaya Zemin ve Alüvyon Zemin Arasındaki Deprem Etkisi Farkı

İzmir deprem riski ve zemin tehlikesi neden oluşur

İzmir deprem riski ve zemin tehlikesi; İzmir Fayı, Tuzla Fayı, Gediz Grabeni gibi aktif fay hatlarından ve Batı Anadolu’nun K-G (kuzey-güney) genişleme tektoniğinden oluşur. Jeolojik yapı incelendiğinde Batı Anadolu, Afrika ve Arabistan levhalarının Avrasya levhasıyla çarpışması sonucu batıya kaçan bir bloktur. Batı Anadolu’nun batıya kaçışı ve Helenik yaydaki dalma-batma bölgede gerilme yaratarak İzmir ve çevresinde “graben” (çöküntü alanı) adı verilen yapıları ve bu yapıları sınırlayan fayları oluşturur.

Konut seçerken bir bölgenin faya yakınlığı tek başına risk faktörü değildir; asıl tehlikeyi fayın deprem üretme potansiyeli (büyüklüğü), tipi (normal, doğrultu atımlı) ve en son ne zaman kırıldığı (tekrarlama periyodu) belirler. Nitekim 30 Ekim 2020 Ege Denizi (Sisam) depremi yaklaşık 70 km uzakta meydana gelmiş olmasına rağmen, zayıf zemin üzerindeki çürük binalarda sarsıntının katlanarak yıkıma yol açabileceğini ve faydan çok zemine odaklanılması gerektiğini göstermiştir.

İzmir deprem riski fay hatları ve zemin ivme verilerini inceleyen jeolojik araştırma çalışma masası

İzmir Fayı ve Tuzla Fayı hangi güzergahlardan geçer

İzmir Fayı şehrin merkezinde körfezi güneyden sınırlayan doğu ve batı segmentlerinden, Tuzla Fayı ise güneybatıda Cumaovası (Menderes) ile Doğanbey burnu arasındaki güzergahtan geçer. Şehrin merkezinden geçen İzmir Fayı, İzmir körfezinin doğusunda körfezi güneyden sınırlar; Kadifekale’den başlayıp Pınarbaşı’na kadar uzanan doğu segmenti ve Üçkuyular ile Narlıdere-Güzelbahçe arasından geçen batı segmenti olarak iki ana parçadan oluşur. Yıkıcı deprem potansiyeli yüksek olan İzmir Fayı üzerinde meydana gelen 10 Temmuz 1688 depreminde kamu binalarının dörtte üçü yıkılmış ve 5.000’den fazla kişi hayatını kaybetmiş, 1778 depremi de İzmir’i harap etmiştir (İzmir Deprem Master Planı).

İzmir Fayı’nın morfolojisi ve Agamemnon kaplıcaları (Balçova) gibi sıcak su kaynaklarının varlığı, fayın diri (aktif) olduğunun göstergesidir. İzmir’in güneybatısındaki risk kaynağı olan Tuzla Fayı ise Cumaovası (Menderes) ile Doğanbey burnu arasında KD-GB genel doğrultulu uzanan, sağ yönlü doğrultu atımlı aktif bir faydır. Tuzla Fayı’nın deprem potansiyeli 6 Kasım 1992’de meydana gelen M=6.0 büyüklüğündeki depremle görülmüş olup fay üzerinde birçok sıcak su kaynağı (Cumalı kaplıcaları vb.) ve traverten oluşumu bulunması, bu fayın aktifliğinin kanıtıdır (İzmir Deprem Master Planı).

Komşu grabenler ve Karaburun Fayı şehri nasıl etkiler

İzmir sadece kendi fayından değil, komşu graben sistemleri olan Gediz ve Küçük Menderes grabenleri ile batı yakasındaki Karaburun Fayı’nın ürettiği sarsıntılardan da etkilenir. Gediz Grabeni, Manisa’dan Pamukkale’ye uzanır ve batı ucu Turgutlu üzerinden Kemalpaşa’ya kadar sokulur; 1969 Alaşehir depremi bu graben üzerinde olmuştur. İzmir’in güneydoğusunda Torbalı ve Bayındır havzasını oluşturan aktif Küçük Menderes Fayı ise 1928 Torbalı depremini (M=6.5) oluşturmuş ve İzmir’de hasara yol açmıştır (İzmir Deprem Master Planı).

İzmir Körfezi’nin batı yakasında yer alan ilçelerde konut arayanlar için Karaburun Fayı, İzmir körfezi ile Karaburun yarımadasını ayıran kuzey-güney yönlü önemli bir yapısal hattır. Geçmiş depremler incelendiğinde 23 Temmuz 1949’daki M=6.6 büyüklüğündeki Karaburun-Çeşme depremi, Karaburun fay zonu üzerinde veya çok yakınında meydana gelmiş ve bölgede 2000’e yakın evin hasar görmesine neden olmuştur.

Zemin sıvılaşması hangi durumlarda meydana gelir

Zemin sıvılaşması; gevşek zemin (kumlu, siltli alüvyon zeminler), yeraltı su seviyesi (suya doygunluk, suyun yüzeye yakın olması) ve yeterli sarsıntı şiddeti (depremin oluşturduğu tekrarlı kayma gerilmeleri) olmak üzere üç ana koşula bağlı olarak meydana gelir (İzmir Deprem Master Planı). Ev alacağınız parselde bu üç unsurun bir arada bulunması, deprem anında zeminin taşıma gücünü kaybetmesine yol açar.

İzmir deprem riski açısından şehrin sahil şeridi (Bayraklı, Karşıyaka, Çiğli, Alsancak, Menemen ovası) sıvılaşmanın üç koşulunu da sağlamaktadır. Bilimsel çalışmalarda sıvılaşma olasılığına göre yüksek, orta-az ve düşük olmak üzere bir ön bölgelendirme yapılmış ve bu bölgelerde proje aşamasında zemin etüdü yapılması önerilmiştir (İzmir Deprem Master Planı).

Zayıf zeminde güvenli bina ve temel şartları nelerdir

Zayıf zeminde güvenli bina ve temel şartları, yapının sıvılaşma ve zemin büyütmesi riskine karşı özel olarak tasarlanmasını ve derin temel uygulamalarıyla desteklenmesini gerektirir. Deprem riski az bölge arayanların hedefi ZB veya ZC zeminler olmalı; ZE veya ZF zeminde yer alınacaksa binanın buna uygun (kazıklı temel vb.) yapıldığından emin olunmalıdır.

Sıvılaşma riski olan bir bölgede (ZE/ZF zemin) ev alınabilmesi için binanın bu riske karşı özel olarak tasarlanmış olması şarttır. Bu bölgelerde standart “Radye Temel” tek başına yeterli bir çözüm değildir; deprem anında radye temel altındaki zeminle birlikte yüzebilir veya binanın yan yatmasına sebep olabilir.

Kazıklı temel ve zemin iyileştirme şartları nelerdir

Kazıklı temel ve zemin iyileştirme şartları, zayıf zemindeki yapı yükünün derindeki sağlam ana kayaya ulaştırılmasını veya gevşek zeminin mühendislik uygulamalarıyla sıkılaştırılmasını zorunlu tutar. Kazıklı temel; zayıf, yumuşak veya sıvılaşma riski olan zeminlerde (İzmir sahili gibi), binanın yükünü o zayıf tabakadan geçirip onlarca metre derindeki sağlam ana kayaya oturtmak için kullanılan derin temel sistemidir.

Sıvılaşma riskli zeminlerdeki güvenli yapılar, yükü sıvılaşacak tabakanın altındaki sağlam zemine ulaştıran Kazıklı Temeller veya zemini sıkılaştıran Zemin İyileştirme (Jet Grout, Taş Kolon vb.) yöntemleri ile inşa edilmek zorundadır. Sahil ve ova kesimlerinde konut seçerken temel projesinde bu sistemlerin uygulandığını doğrulamanız gerekir.

Güncel deprem yönetmeliğine göre bina yapım şartları nelerdir

Güncel deprem yönetmeliğine göre bina yapım şartları; zemin etüdü, statik proje, asgari C25 beton sınıfı, zemin sınıfına göre tasarım ve sahaya özel zemin analizi gerektiren ZF zeminler için ek kuralları kapsar (TBDY-2018). 1 Ocak 2019’da yürürlüğe giren TBDY-2018 (4. Grup: 2019 ve Sonrası) uyarınca yeni binalarda C25’ten düşük beton kullanılamaz; oysa 1975 öncesi yapılarda (Çok Yüksek Risk) modern bir deprem yönetmeliği yoktu, statik projeler yetersizdi ve malzeme kalitesi (özellikle beton ve demir işçiliği) çok düşüktü.

İzmir deprem riski karşısında mevcut en güvenli yapılar, yürürlükteki yönetmeliğe uygun yapılmış ve denetlenmiş yeni binalardır. Bütçeniz yetiyorsa zayıf zeminde dahi olsa TBDY-2018’e uygun yapılmış (kazıklı, zemin iyileştirmeli) yeni projeler tercih edilmelidir.

İzmir deprem riski değerlendirmesinde kaya zemin analizini sağlayan jeoteknik sondaj çalışması

Ev alırken deprem güvenliği kontrol süreci nasıl işler

Ev alırken deprem güvenliği kontrol süreci, binanın ruhsat eklerindeki zemin ve statik projelerinin incelenmesi, temel sisteminin doğrulanması ve eski yapılarda risk tespiti yaptırılması adımlarıyla işler. Mavişehir, Bayraklı, Alsancak gibi zemin riski olan bölgelerdeki projeler incelenirken binanın “Zemin Etüdü Raporu” ve “Temel Uygulama Projesi” kontrol edilerek hangi mühendislik çözümünün (kazık temel vb.) uygulandığı teyit edilmelidir.

İncelediğiniz ev 2000 sonrası yeni yapılmışsa müteahhitten veya apartman yönetiminden binanın Yapı Ruhsatı ekinde bulunan Zemin Etüdü Raporu ve Statik Proje talep edilebilir; çok eski binalarda bu rapor bulunmayabileceği için binanın risk tespiti yaptırılması gerekir. Bir gayrimenkulün deprem güvenliği zemin yapısı ve kaba inşaat kalitesiyle ölçülür; gayrimenkul alım sürecinde bilimsel raporlar ve güncel TÜİK verileri analiz edilmeli, Zemin Etüdü Raporu, Statik Proje ve İskan Belgesi gibi evrakların eksiksiz ve doğru olduğu teyit edilmelidir.

️ İzmir Zemin Risk Haritası 2025

İzmir’deki farklı bölgelerin zemin yapıları, deprem risk seviyeleri ve güvenlik analizleri

Düşük Risk (Kaya Zeminler)
Orta Risk (Sıkı Zeminler)
Yüksek Risk (Alüvyon Zeminler)
ZB – ZC

Güvenli Zeminler

Kaya zeminli yamaç bölgeleri. Deprem dalgası büyütmesi minimum düzeyde.

%15
Zemin Riski
Sıvılaşma
Narlıdere Yamaç Balçova Üst Bornova Yamaç Yamanlar
ZC – ZD

Orta Risk Zeminler

Sıkı kum ve kil zeminler. Doğru mühendislikle güvenli yapılaşma mümkün.

%45
Zemin Riski
Sıvılaşma
Bornova Merkez Buca Gaziemir Karabağlar
ZE – ZF

Yüksek Risk Zeminler

Gevşek alüvyon ve dolgu alanları. Özel mühendislik ve zemin iyileştirme gerektirir.

%85
Zemin Riski
Sıvılaşma
Bayraklı Sahil Mavişehir Çiğli Sahil Alsancak

Kritik Bilgiler

️

Zemin Yapısı

Kaya zeminler (ZB/ZC) en güvenli seçenekken, alüvyon zeminler (ZE/ZF) özel dikkat gerektirir.

Bina Kalitesi

Binanın yapım yılı, beton sınıfı (C25/C30/C35) ve TBDY-2018 uyumluluğu kritiktir.

️

Sıvılaşma Riski

Gevşek kumlu zeminlerde kazıklı temel veya zemin iyileştirmesi zorunludur.

Gerekli Belgeler

Zemin Etüdü, Statik Proje, Yapı Denetim Raporları ve İskan Belgesi şarttır.

İzmir deprem riski düşük sağlam kaya zemin üzerinde yükselen modern ve güvenli konut projeleri

Ev Alırken Kontrol Listesi

Zemin Etüdü Raporu: Binanın zemin sınıfını (ZA-ZF) öğrenin
Statik Proje: Depreme karşı tasarımı inceleyin
Yapım Yılı: TBDY-2018 sonrası binalar en güvenli
Beton Kalitesi: C30 veya üzeri tercih edin
Kazıklı Temel: Zayıf zeminlerde (ZE/ZF) şart
Perde Beton: Yüksek oran deprem güvenliğini artırır

Bireysel ve kamusal risk azaltma adımları nelerdir

Bireysel ve kamusal risk azaltma adımları, konut içinde eşyaların sabitlenmesinden riskli binaların kentsel dönüşümle yenilenmesine, imar planı kısıtlamalarından ulaşım ve altyapı hatlarının güçlendirilmesine kadar uzanan önlemlerdir. İzmir deprem riski karşısında hem ev sahiplerinin hem de belediye ve devlet kurumlarının atması gereken adımlar şunlardır:

  1. Yapısal hasarın az olduğu yerlerde yaralanmalar daha çok yapısal olmayan hasardan (devrilen eşya, düşen tavan vb.) kaynaklandığı için bireysel önlem olarak eşyalar sabitlenmelidir (İzmir Deprem Master Planı).
  2. Kamusal risk azaltma kapsamında (belediye ve devlet rolü); 1998 öncesi yapılmış riskli bina stoğunun (özellikle BA2, BA3 ve yığma yapılar) kentsel dönüşümle hızla yenilenmesi gerekir.
  3. Kamusal önlem olarak mikrobölgeleme ve imar planları çerçevesinde zayıf zeminlerde (ZE/ZF) yüksek katlı yapılaşmaya izin verilmemesi veya çok katı mühendislik şartları (kazıklı temel zorunluluğu) getirilmesi önerilmektedir.
  4. Mevcut köprü, viyadük ve boru hatlarının (özellikle D300, D550) depreme karşı öncelikli olarak güçlendirilmesi ve halkın şeffaf bilgi paylaşımı ile deprem eğitimi yoluyla bilinçlendirilmesi kamusal öneriler arasındadır.

Mevcut yapınızın yenilenmesi aşamasında kentsel dönüşüm süreçleri kapsamında Çiğli kentsel dönüşüm uygulamaları, kentsel dönüşüm kredisi devlet destekleri ve kentsel dönüşümde modüler yapılar incelenebilecek diğer konulardır.

İzmir’de kaya zeminli bölgeler ile alüvyon zeminli bölgelerin farkı nedir

İzmir’de kaya zeminli bölgeler ile alüvyon zeminli bölgelerin farkı; yamaçlardaki ana kaya ve sert kayaçların ZB ve ZC sınıfı daha güvenli zeminler oluşturması, nehir ve sahil dolgularından oluşan ova ve kıyıların ise ZE ve ZF sınıfı yüksek riskli zeminler olmasıdır. Genel bir kural olarak yokuş çıkılan yerlerde daha sağlam bir zemine (kaya) gidilirken, düz ovalar ve sahil kenarları (alüvyon) jeoteknik açıdan çok daha fazla dikkat ve mühendislik gerektirir.

İzmir deprem riski haritasında yüksek riskli zeminler (ZE/ZF sınıfı), Gediz ve Küçük Menderes nehirlerinin binlerce yılda oluşturduğu alüvyon dolgular veya denize dolgu yapılarak kazanılmış, yeraltı su seviyesinin genellikle yüzeye çok yakın olduğu alanlardır; alüvyon, yumuşak kil ve dolgu alanları (Bayraklı, Çiğli, Alsancak sahili, Karşıyaka sahili) bu riskli zeminlerdendir. Daha güvenli zeminler (ZB/ZC sınıfı) ise genellikle İzmir’in yamaçlarında yer alan, ana kayanın veya sert kayaçların (Volkanikler, Andezit vb.) yüzeye yakın olduğu yüksek ve eğimli bölgelerdir (Narlıdere yamaçları, Bornova üstü, Yamanlar).

Deprem riski daha az olan kaya zeminli ilçeler ve yamaçlar hangileridir

Deprem riski daha az olan kaya zeminli ilçeler ve yamaçlar; Narlıdere, Balçova, Bornova, Karşıyaka ve Buca’nın yüksek kesimleri ile Konak’ta Kadifekale çevresindeki volkanik kayaç alanlarıdır. Konut ararken zemin yapısı bakımından daha sağlam olan bu bölgeler şunlardır:

  • Narlıdere ve Balçova yamaçları: Narlıdere yamaçları (Çamtepe, Yenikale gibi bölgeler) ve Balçova’nın Teleferik ile yamaç kesimleri sağlam zemin yapısıyla bilinir.
  • Bornova yamaçları: Ege Üniversitesi kampüsünün üst kesimleri, Evka 4, Atatürk Mahallesi’nin üstleri ve Yamanlar Dağı’na doğru olan bölgeler genellikle sağlam ana kaya veya volkanik zeminlerdir.
  • Karşıyaka yamaçları: Sahilden uzaklaşıp Yamanlar Dağı’na doğru yükselen bölgeler (Örn: Evka 2, Evka 5, Evka 6’nın üstleri) zemin açısından daha güvenlidir.
  • Buca yamaç kesimleri: Buca’nın yamaç kesimleri (yüksekte kalan ve tepelik bölgeleri), ovadaki alüvyon kısımlara göre çok daha sağlamdır.
  • Konak (Kadifekale ve çevresi): Kadifekale ve çevresi “Andezit, aglomera, dasit” gibi volkanik kayaçlar üzerindedir; ancak bu bölgedeki temel risk zemin değil, zemin kayması (heyelan) ve kaçak yapılaşmadır.

Zemin büyütmesi ve sıvılaşma riski yüksek alüvyon ilçeler hangileridir

Zemin büyütmesi ve sıvılaşma riski yüksek alüvyon ilçeler; Bayraklı, Çiğli, Mavişehir, Karşıyaka sahil şeridi, Alsancak, Konak Kordon boyu ile Menemen ve Torbalı’nın ova kesimleridir. Bu ilçelerde konut incelerken karşılaşacağınız zemin koşulları şunlardır:

  • Bayraklı (Mansuroğlu, Adalet, Manavkuyu Sahil Kesimi): Bilimsel raporlarda “zemin büyütmesi” ve “sıvılaşma riski” açısından en tehlikeli alanlardan biri olarak gösterilmektedir.
  • Çiğli ve Mavişehir: Gediz Deltası’nın en genç alüvyonları üzerindedir.
  • Karşıyaka sahil şeridi (Bostanlı, Alaybey, Yalı): Sahile yakın düzlükler alüvyon zemin yapısındadır ve sıvılaşma riski taşır.
  • Alsancak ve Konak (Liman Arkası, Kordon): İzmir’in tarihi merkezi, liman bölgesi ve Kordon boyu olarak alüvyon ve dolgu zemin özelliklerine sahiptir.
  • Menemen ve Torbalı (ova kesimleri): Bu bölgelerdeki geniş tarımsal ovalar, gevşek alüvyon zeminlerden oluşur.

Bina yaşına ve altyapıya göre İzmir deprem riski ve tehlikeleri nelerdir

Bina yaşına ve altyapıya göre İzmir deprem riski ve tehlikeleri, 1998 öncesi inşa edilmiş denetimsiz ve düşük beton kalitesine sahip yapıların yıkılma tehlikesi ile deprem sonrasında ulaşım, su, kanalizasyon ve elektrik şebekelerinin çökme ihtimalidir. Sağlam zeminde bile bina çürükse güvenlik sağlanamaz; 1998 öncesi (özellikle 1975 öncesi) inşa edilen, denetimsiz, C10-C15 betonlu ve perde betonsuz yapılar bina riski taşır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde yapılan RADIUS envanter çalışmasında şehrin bina envanteri “Yapım Tarihi” (1975 öncesi / 1975 sonrası) ve “Taşıyıcı Sistem” (Betonarme, Yığma) olarak sınıflandırılmış; raporda belirtilen 61 bölge için toplam 217.824 adet bina incelenmiş olup bu binaların 190.419 adedi betonarmedir. Aynı rapor, bina hasarlarının yanı sıra altyapı hasarlarına (Bölüm 6) ve risk azaltma önerilerine (Bölüm 9) yer vermiştir; depremde yolların, köprülerin, elektrik, su ve doğalgaz hatlarının çökmesi nedeniyle güvenli bir evde olunsa bile elektriksiz, susuz veya ulaşımsız kalınabilir (İzmir Deprem Master Planı).

Yapım dönemlerine göre bina stoğunun risk durumu nedir

Yapım dönemlerine göre bina stoğunun risk durumu; 1975 öncesi binalarda çok yüksek risk, 1975 – 1998 arası binalarda yüksek risk ve 1998 – 2018 arası binalarda denetim ve proje uyumu şartına bağlı orta veya düşük risk düzeyindedir. Master Plan envanterine göre 3-5 katlı betonarme binaların (BA2) %20’si (16.605 bina), 1-2 katlı betonarme binaların (BA1) %47’si (42.745 bina) ve 1-2 katlı yığma binaların (YG1) %83’ü 1975 öncesinde yapılmıştır. Zemin ne olursa olsun en yüksek risk grubunda yer alan ve kentsel dönüşüm için acil aday olan 1975 öncesi binalarda oturuluyorsa veya alınması düşünülüyorsa mutlaka detaylı deprem performans analizi yaptırılmalıdır.

1975 – 1998 arası yapılarda (Yüksek Risk) 1975 Deprem Yönetmeliği yürürlükteydi ancak yeterli değildi, denetim mekanizmaları zayıftı, beton kalitesi (C15-C20) düşüktü ve “perde beton” kullanımı yaygın değildi. 30 Ekim 2020’de Bayraklı’da ağır hasar gören binaların 1990-1994 arasında tasarlandığı anlaşılmaktadır; bu dönem binaları deprem riski az bölgelerde olsalar bile statik açıdan incelenmeli ve performans analizi yaptırılmalıdır (ODTÜ).

1998 – 2018 arası yapılarda (Orta/Düşük Risk); 1999 Kocaeli Depremi sonrasında 1998 Yönetmeliği, “Yapı Denetim Kanunu” (2001 sonrası) ve 2007’de yürürlüğe giren yeni deprem yönetmeliği ile inşaat kalitesinde artış olmuş, beton sınıfı (C25/C30) ve demir işçiliği standartları yükselmiş, zemin etüdü zorunlu hale gelmiştir. Doğru denetlendiyse ve projeye uyulduysa 1998 – 2018 arası binalar “güvenli” kabul edilebilir; ancak 30 Ekim depremi denetimin ve işçilik kalitesinin de en az yönetmelik kadar önemli olduğunu göstermiştir.

Deprem senaryolarına göre İzmir’in altyapı riskleri nelerdir

Deprem senaryolarına göre İzmir’in altyapı riskleri; otoyol köprü ve viyadüklerinin ulaşıma kapanması, liman ve iskelelerin hasar görmesi, su ve kanalizasyon ana kolektörlerinde kırıklar oluşması ve trafo merkezlerinin devrilmesidir. Konutunuzun bulunduğu bölgedeki yaşam sürekliliğini etkileyen bu altyapı riskleri şunlardır (İzmir Deprem Master Planı):

  • Köprü ve viyadükler: Senaryo depremlerine göre D300 (İzmir-Çeşme) ve D550 (Karşıyaka) otoyolları üzerindeki bazı köprü ve viyadüklerin (örn: İstihkam, Osman Kibar, Liman Viyadüğü, Turan Köprüsü) sıvılaşma veya faylanma nedeniyle “Ağır Hasar” görebileceği veya ulaşıma kapanabileceği öngörülmüştür.
  • Tüneller ve metro: Raporda metro tünellerinde hasar olasılığı çok düşük (%0,5) bulunmuş; aç-kapa istasyonlarda hafif hasar, Hilal ve Stadyum viyadüklerinde ise faylanma ve sıvılaşma kaynaklı hasar öngörülmüştür.
  • Limanlar ve iskeleler: Alsancak Limanı, Karşıyaka ve Konak iskelelerinin, MSK IX şiddetindeki bir depremde ve zemin sıvılaşması nedeniyle ciddi hasar görmesi beklenmektedir.
  • Su ve kanalizasyon hatları: Körfezi dolaşan ana su ve kanalizasyon kolektör hatlarının (Çiğli ve Alsancak) yüksek sıvılaşma bölgelerinde yer aldığı ve depremde kilometrelerce kırık oluşabileceği öngörülmüştür.
  • Elektrik ve haberleşme: Elektrik trafo merkezleri (alt istasyonlar), özellikle sıvılaşma bölgelerindeyse devrilme veya hasar görme riski taşır ve bu durum tüm şehrin elektriksiz ve iletişimsiz kalmasına neden olabilir.

Sık sorulan sorular

İzmir deprem riski kapsamında konut alıcılarının ve ev sahiplerinin yönelttiği başlıca sorular, 30 Ekim 2020 depreminde Bayraklı’da yaşanan yıkımın teknik sebeplerine ve şehir genelinde kentsel dönüşüm aciliyeti en yüksek olan bölgelere odaklanmaktadır.

Bayraklı’da depremde neden çok sayıda bina yıkıldı

Bayraklı’da depremde çok sayıda binanın yıkılmasının nedeni, yumuşak zeminin deprem dalgalarını belirgin biçimde büyütmesi ve 1990-1994 arasında yetersiz tasarlanmış 7-10 katlı binaların giriş katındaki kolon ve perdelerin göçmesidir. ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi’nin 30 Ekim 2020 İzmir-Seferihisar Açıkları (Sisam) Depremi Ön İnceleme Raporu verilerine göre, Bayraklı’daki yumuşak zemin istasyonunda 0,8-1,4 saniye periyot aralığında belirgin bir zemin büyütmesi ölçülmüştür.

Bayraklı’daki bu zemin büyütmesi yetersiz tasarlanmış 7-10 katlı binaların ağır hasar almasında etkili olmuş, aynı bölgede kaya üzerindeki istasyonda ise benzer bir büyütme görülmemiştir. İncelemeye göre 30 Ekim 2020 depreminde Bayraklı ve Bornova’da sıvılaşma belirtisine rastlanmamıştır; yan yatan binalarda yıkım nedeni giriş katındaki kolon ve perdelerin göçmesidir (ODTÜ).

Kentsel dönüşüm ihtiyacı en yüksek bölgeler hangileridir

Kentsel dönüşüm ihtiyacı ve riski en yüksek bölgeler, hem zayıf zemine hem de eski (1998 öncesi) bina stoğuna sahip olan Karabağlar, Konak, Bayraklı ve Buca’nın eski yerleşimleridir. Envanter verilerine göre 1975 öncesi 3-5 katlı (BA2) ve yığma (YG) binaların yoğun olduğu Karabağlar, Konak (Kadifekale çevresi), Bayraklı (sahil şeridi değil, yamaçlara doğru eski yerleşimler) ve Buca’nın eski mahalleleri acil müdahale gerektiren alanlardır (İzmir Deprem Master Planı).

Konut seçimi yaparken İzmir deprem riski analizini yalnızca ilçe sınırlarına göre değil, binanın bulunduğu parselin zemin sınıfına ve yapının mühendislik kalitesine göre yürütmeniz gerekir. Kaya zeminli yamaçlarda veya zayıf zeminde kazıklı temel ve zemin iyileştirmesiyle güncel yönetmeliğe uygun inşa edilmiş, zemin etüdü raporu, statik projesi ve iskan belgesi teyit edilmiş binaları tercih ederek güvenli bir yaşam alanı seçebilirsiniz.

One Reply to “İzmir Deprem Riski Az Bölgeler ve Zemin Haritası: İlçe İlçe Analiz”

  • Samime

    O zaman izmir’den nerden ev alabiliriz ben de ev bakıyordum. Şöyle rahat edeyim huzurlu yaşayayım diyordum 1+1 bakıyorum romanı da varmış roman olmayan huzurlu ve zemini saglam bir semtten butceme uygun nere olabilir ki? Dogalgazlı…Ulaşıma da yakın olmalı arabam yok benim. Alışveriş falan…

Yorum Yap